Geçen hafta yine çok keyif aldığım bir cooking class gerçekleştirdim.
Bu kez misafirlerim Hindistan'dan gelen yedi kişilik bir aileydi. Beş kişi vejetaryen, iki kişi ise Jain beslenme düzenini takip ediyordu.
Aslında beni en çok heyecanlandıran da buydu. Çünkü her cooking class'ta misafirlerimin kültürünü, beslenme alışkanlıklarını ve beklentilerini öğreniyor, ardından Türk mutfağını onlara en uygun şekilde yeniden yorumluyorum.
Jain beslenmesi, vejetaryenliğin de ötesinde oldukça özen gerektiren bir beslenme şekli. Soğan, sarımsak ve kök sebzeler kullanılmıyor. İlk bakışta zor gibi görünse de benim için bu, yeni tarifler üretmek ve Türk mutfağının ne kadar zengin olduğunu göstermek için harika bir fırsattı.
Birlikte cevizli mercimekli börek, kuş üzümlü bulgurlu börek, bol meyveli kuru domatesli zeytin salatası ve vegan peynir ile keçiboynuzu tozu eklediğimiz irmik helvası hazırladık.
Ama benim için günün en güzel kısmı yemekler değildi.
Hamur açarken edilen sohbetler, baharatlar hakkında konuşurken yaşanan şaşkınlıklar, birlikte gülmek, yeni şeyler öğrenmek ve en sonunda hep birlikte aynı sofraya oturup kendi hazırladığımız yemekleri paylaşmak...
İşte cooking class'ı benim için özel yapan şey tam olarak bu.
Ben sadece tarif öğretmiyorum. İnsanların Türkiye'den dönerken yanlarında güzel bir anı, yeni bilgiler ve unutamayacakları bir deneyim götürmelerini istiyorum.
Vejetaryen, vegan, Jain ya da farklı beslenme tercihleri... Benim için önemli olan herkesin kendini rahat hissedebileceği bir mutfak ortamı oluşturmak. Çünkü yemek, farklı kültürleri birbirine bağlayan en güzel ortak dil.
Her cooking class sonunda aynı şeyi hissediyorum…
Ben misafirlerime Türk mutfağını anlatırken, onlar da bana kendi kültürlerinden bir parça bırakıyor. Sanırım bu işi bu kadar sevmemin sebebi de tam olarak bu. ❤️
Ayrıca bakın: Kaş'ta Aile Yemek Atölyesi · Anneannimin Antep Mutfağı · Özel Şef Mantıklı Mı?